https://english.khamenei.ir/news/2197/8-10-million-Iranians-died-over-Great-Famine-caused-by-the-British
🔴 Baskı ve dikte, insanın insana uyguladığı en aşağılayıcı eylemlerden biridir. Tanrı, insana özgürlük vermiştir ki doğruyu kendi iradesiyle bulabilsin; çünkü insan, keşfetme güdüsüyle doğar. Merakı ve mantığı öldüren her sistem, şeytana hizmet eder.İnsan kötü yola saptığında merakını kaybeder, sıradanlaşır ve sonunda helake sürüklenir. İyiye yöneldiğinde ise merakı artar, mutlu olur ve Yaradan’a sevgiyle bağlanır. Zaten insanı sınayan şey, seçim yapabilme özgürlüğüdür.Önemli olan, insanın bu iki ihtimali sürekli zihninde tartışması, eleştirmesi ve doğru bulduğunu eyleme dönüştürmesidir. Çünkü düşünce, ancak hayata geçtiğinde gerçek bir anlam kazanır. İslam dünyasında özgür düşüncenin zayıflamasıyla birlikte birçok iyi fikir ve girişim uygulamaya geçirilememiştir. Bunun sonucunda ise başkalarının ürettiği bilgiye, teknolojiye ve medeniyet anlayışına bağımlı hâle gelinmiştir. Oysa hakikati aramak, sorgulamak ve öğrenmek; insanın yaratılışındaki en temel özelliklerden biridir.
Bir toplumun geleceği, sahip olduğu doğal kaynaklardan veya ekonomik gücünden önce, yetiştirdiği insanların düşünme biçimiyle şekillenir. Eğitim yalnızca bilgi aktarma süreci değildir; aynı zamanda bireyin dünyayı algılama, olayları değerlendirme ve insanlarla ilişki kurma biçimini de belirler. Bu nedenle eğitim sistemlerinin en önemli görevi, ezberleyen değil sorgulayan, önyargıyla hareket eden değil kanıta dayalı düşünebilen bireyler yetiştirmektir.
Ancak bazı toplumlarda eğitim, eleştirel düşünmeyi geliştirmek yerine geçmişte yaşanan olayları tek yönlü anlatılarla aktararak çocukların zihinlerinde kalıcı düşman figürleri oluşturabilmektedir. Bu durum yalnızca tarih eğitimini değil, toplumun gelecekteki sosyal yapısını, uluslararası ilişkilerini ve barış kültürünü de olumsuz etkileyebilir.
Tarih, geçmişte yaşanan olayların nedenlerini, sonuçlarını ve insanlığın bu süreçlerden çıkardığı dersleri anlamaya çalışan bir bilim dalıdır. Tarihin temel amacı belirli milletleri, dinleri veya toplulukları sürekli düşman olarak göstermek değildir.
Bir savaşın, göçün veya katliamın yalnızca "iyi" ve "kötü" taraflar üzerinden anlatılması, tarihsel gerçekliği büyük ölçüde basitleştirir. Oysa tarih; ekonomik çıkarlar, siyasi rekabet, güvenlik kaygıları, ideolojik çatışmalar, liderlerin kararları ve uluslararası dengeler gibi çok sayıda etkenin bir araya gelmesiyle oluşur.
Çocuklara yalnızca "bize bunu yaptılar" düşüncesi öğretilirken "neden oldu?", "hangi şartlarda gerçekleşti?", "farklı kaynaklar ne söylüyor?" gibi sorular sorulmuyorsa, tarih eğitimi araştırma olmaktan çıkar, propaganda aracına dönüşme riski taşır.
Çocukluk dönemi, bireyin kimliğinin ve değer yargılarının oluştuğu en hassas dönemlerden biridir. Bu dönemde sürekli belirli bir grup hakkında olumsuz ifadeler duyan çocuk, o gruba karşı kişisel deneyimi olmasa bile olumsuz bir tutum geliştirebilir.
Bu önyargılar zamanla kimliğin bir parçası hâline gelebilir. Böylece kişi karşı tarafı tanımadan, onun bireylerini tek tek değerlendirmeden, yalnızca ait olduğu gruba bakarak hüküm vermeye başlayabilir.
Bu durum eleştirel düşünmenin gelişmesini zorlaştırır. Çünkü önyargı, yeni bilgilerin tarafsız biçimde değerlendirilmesini engelleyen güçlü psikolojik mekanizmalardan biridir.
Modern eğitimin temel hedeflerinden biri eleştirel düşünme becerisini geliştirmektir. Eleştirel düşünme; her iddiayı sorgulamak, farklı kaynakları karşılaştırmak, kanıtların güvenilirliğini değerlendirmek ve gerektiğinde kendi görüşünü değiştirebilmektir.
Bir öğrenciye tek bir tarih kitabını ezberletmek yerine farklı ülkelerde yazılmış kaynakları karşılaştırması öğretilirse, tarih daha zengin ve daha gerçekçi biçimde anlaşılabilir.
Bu yaklaşım geçmişte yaşanan acıları inkâr etmek anlamına gelmez. Tam tersine, olayların bütün boyutlarını anlamaya çalışmak hem mağdurların yaşadığı acıları daha doğru kavramayı hem de benzer hataların gelecekte tekrarlanmamasını sağlayabilir.
Toplumların sürekli düşman algısıyla yetiştirilmesi uzun vadede çeşitli sorunlara yol açabilir:
Toplumsal kutuplaşmanın artması,
Yabancı düşmanlığının güçlenmesi,
Diplomatik ilişkilerin zorlaşması,
Bilimsel düşüncenin zayıflaması,
Komplo teorilerine eğilimin artması,
Farklı kültürlerle iş birliğinin azalması.
Bunun yanında bireyler, karşı tarafın yaptığı her davranışı kötü niyetle yorumlama eğilimine girebilir. Bu durum uluslararası sorunların çözümünü de güçleştirebilir.
Bilim, teknoloji ve inovasyonda öne çıkan birçok ülke, eğitim sistemlerinde öğrencilerin soru sormasını, tartışmasını ve farklı görüşleri değerlendirmesini teşvik etmeye çalışmaktadır. Bu sistemlerin ortak özelliği, mutlak doğrular ezberletmekten çok, bilgiye nasıl ulaşılacağını öğretmeye önem vermeleridir.
Elbette her ülkenin kendi tarih anlatısı ve ulusal hafızası vardır. Ancak çağdaş eğitim anlayışı, öğrencilerin farklı kaynakları inceleyebilmesini ve kanıt temelli değerlendirme yapabilmesini desteklemeyi amaçlar.
Geçmişte yaşanan savaşlar, sürgünler, katliamlar ve büyük acılar unutulmamalıdır. Fakat bu olayların amacı gelecek nesillere nefret aktarmak değil, benzer trajedilerin tekrar yaşanmaması için ders çıkarmak olmalıdır.
Tarih eğitimi, intikam duygusunu değil; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, barışın değerini ve eleştirel düşünmeyi güçlendirdiğinde toplumlara daha fazla katkı sağlar.
Bir ülkenin eğitim sisteminde yapılabilecek en büyük hatalardan biri, çocukların zihnine sorgulamadan kabul edecekleri kalıcı düşman figürleri yerleştirmektir. Böyle bir yaklaşım kısa vadede toplumsal birlik duygusu oluşturuyor gibi görünse de uzun vadede önyargıyı, kutuplaşmayı ve nefreti besleyebilir.
Buna karşılık, sorgulamayı teşvik eden, farklı kaynakları incelemeyi öğreten ve olayları çok boyutlu değerlendirebilen bir eğitim anlayışı; daha bilinçli vatandaşların, daha güçlü demokrasilerin ve daha barışçıl toplumların oluşmasına katkı sağlayabilir.
Gerçek güç, çocuklara kimi sevmeleri veya kimden nefret etmeleri gerektiğini öğretmekte değil; onlara kanıtları değerlendirmeyi, farklı bakış açılarını anlamayı ve hakikati cesaretle aramayı öğretmektedir.